Yazı Detayı
18 Haziran 2019 - Salı 10:25 Bu yazı 445 kez okundu
 
SSCB’deki Merkezi İrade; sosyalizm-komünizm…! (2)
Adnan Pelvanlar
adnanpelvanlar2@gmail.com
 
 

SSCB’deki Merkezi İrade; sosyalizm-komünizm…! (2)

 

Moskova’ya (09/1990) ayak bastığım andan itibaren yaşamın her alanında Merkezi İrade’yi görmeye başlamıştım.  

Merkezi İradeye boyun eğme tek değerdi. Lenin’in dediği gibi bu Sosyalizmin başarısı için gerekliydi. 

Otele gurup halinde giriş yapan yabancıların valizleri otele alınmadan önce dışarıda yerde sıralanıyor, sayılıyor kayda geçiriliyor sonra taşınmasına izin veriliyordu. Aynı şekilde otelden çıkışta da valizler yine yere dizilip sayılıyor, giren çıkan valiz sayısını tutturmaya çalışıyorlardı. Küçük valizini büyük valizinin içine koyan veya yeni valiz alanlar olduysa işin içinden çıkamıyorlardı. Merkezi İrade, valizleri bile takip ediyordu!

Gidiş dönüş biletim vardı. Doktor dönüşümü 3 gün daha uzatmıştı. Bu nedenle Moskova’da bana rehberlik edenlerden SSCB Parlamentosunda Azerbaycan Milletvekili olan Ali Ragimov’a, tarihini 3 gün sonraya aktarması için THY biletimi pazartesi akşamı verdim.

Ertesi akşam Ali Ragimov’u bekliyorum; tarihi değişmiş biletimi almak için. Derken Ali Ragimov geldi, elindeki 3 adet A–4 kağıdı ile bana; "Adnan bey bak senin bilet tarihini değiştirmek için doktorundan ve başhekimden birer izin yazısı aldım, bir izin yazısı da hastane müdüründen aldım. Şimdi, yarın sabah Ayaz Şadimanpur'la havaalanına Türk Hava Yolları’na gidin, bu izin yazılarını gösterin, bir izin yazısı da oradan alın ve biletin tarihini değiştirin". Ağzımdan çıkan tek cümle şu oldu: "Ali bey, sen benim biletimi yaktın!". 

Sovyet Parlamentosunda milletvekili olan bir kişi bile, bir biletin tarihini değiştirmek için kendi iradesini kullanamıyor, Merkezi İrade’nin onayını arıyordu.

Çarşamba sabahı, Moskova Havaalanındaki, THY yazıhanesini telefonla aradığımda Türk yetkili: "Bunlar böyledir, buraya kadar gelmenize gerek yok, uçakta yer var, cumartesi gelin, binin gidin!"

Sovyetlerdeki insanların, Merkezi İrade’nin bilgisi ve onayı dışında davranmak, karar almak, farklı düşünmek gibi bir seçenekleri yoktu. Merkezi İrade’nin baskısı altında yaratıcılık yetenekleri de körelmişti. Bu nedenle sanayide çok geri kalmışlardı. Otelde muslukları açtığımda 5 dakika kahverengi su akıyordu. Kulakları sağır edercesine gürültü çıkaran ve sık sık düşen Tupolev yolcu uçaklarına “Uçan Tabut” deniyordu. Özbekistan’da gördüğüm Sovyet yapımı iplik makineleri demir yığını gibiydi. Moskvich marka taka tuka otomobillerinin dünya pazarlarında rekabet etmesi mümkün değildi.

Böyle bir yapının 1991’de doğal olarak çökmesinden bir süre sonra Yeltsin döneminde ABD oyunlarıyla vahşi kapitalizm/neoliberalizmin tuzağına düşürülen Rusya halkı daha büyük acılar çekti.

 

 

2000’li yılların başında Moskova’ya iki kez daha iş gezim oldu. Sosyalist toplumun materyalist insanlarının yenidünyalarında Merkezi İrade’nin yerini dolduracak bir değerleri yoktu.

Moskova caddeleri üzerindeki ışıl ışıl kumarhaneler tıka basa dolu idi, müşterileri için “helikopter” ikramiyeli çekilişler düzenlemişlerdi.

Ayaz Şadimanpur anlattı: “Çalıştığım şirketin para dolu çantasını taşırken, en güvendiğim arkadaşım (Azerbaycan Milletvekili) Ali Ragimov bana tuzak kurmuş; üç kişi beni kaçırdı, uyuşturucu bağımlısı kişiler arabaları ile kaza yapınca kaçabildim, yoksa öldüreceklerdi, mucize eseri kurtuldum…

2000’li yıllarda Romanya, Bulgaristan ve Özbekistan’a da iş gezilerim oldu. Her şey Moskova’da olduğu gibiydi. Resmi makamlarda gün içerisinde çok sert içkiler ikram ediliyordu. İçki, erkeklerin tek güdülenme aracıydı. Aileyi, toplumu ayakta tutan annelik duygusuyla kadınlardı.

Antalya’ya tatile gelmiş Ruslar içinde, çocuğunu ve annesini alıp gelmiş dul kadınlar çoğunluktadır. Kocasıyla gelen kadınlar tatilde bile körkütük sarhoş kocalarının dayağından kurtulamıyorlardı.

Hala sosyalizm diyenler, SSCB’yi ABD’nin yıktığını iddia ederler. Gerçekte SSCB içten çökmüş, yıkılmış ve tarihe karışmıştır.

Sosyalist rejimin şu yararı olmuştur: Avrupalı sermayedarlar, komünizm tehdidini savuşturmak için kendi ülke çalışanlarının sosyal haklarını teslim etmişler, devletlerinin sosyal yapılarını güçlendirmişlerdir.  

Tüm insanları işçi sınıfına indirgeyen sosyalist rejimin çıkmaz bir sokak olduğunu söylüyorum.

Rusya’da sosyalist rejimi kuranlar, Çarların baskısından kurtulmak isteyen Yahudilerdir. Sosyalist hareketin en önemli liderlerinin çoğu Yahudi’dir: Martov, Zinoviyev, Troçki, Litvinov, Sverdlov, Radek, Kamenev, Uritsky gibi

Sibirya’da müebbet sürgüne gönderilen Yahudi Gershuni, 1903’te ABD’ye kaçar. ABD’de Yahudi bankacılardan topladığı paraları Rusya’daki sosyalist hareketin liderlerine gönderir. (1)

Dönemin gerçeğini Dostoyoveski, 1863’te şöyle yazar: Bugün Yahudiler ve bankaları, her yere, Avrupa’ya ve Aydınlanma felsefesine, bütün medeniyete, özellikle de sosyalizme hakim durumda. Zira sosyalizmin de yardımıyla Yahudiler, Hıristiyanlığı ortadan kaldıracak, Hıristiyan uygarlığını yok edecekler. O vakit geriye anarşiden başka bir şey kalmayacak. Yahudiler evrene hakim olacaklar…” (2)

Bu arada, elli yıldır dünya ülkelerine dayatılan neoliberal ekonomi modelinin, Yahudilerin elindeki ABD Finans Sermayesinin yeni sömürge modeli olduğunun da altını çizelim.

İnsanlık için geçerli ekonomik sistemin, emperyalizme teslim olmadan; mazlum ülkelere örnek olmuş, M. K. Atatürk’ün 6 Ok’lu planlı karma ekonomi modelidir diyorum.

(1) Yahudiler, dünya ve para, Jacques Attali, Kırmızı Kedi Yayınları

(2) Hellmut Andics, Historie de I’antisemitizme, Albin Michel, Paris, 1967

 

 

 
 
 
Etiketler: SSCB’deki, Merkezi, İrade;, sosyalizm-komünizm…!, (2),
Yorumlar
BORNOVA GAZETESİ

YAZARLAR
Haber Yazılımı